4 Nisan 2015 Cumartesi

HAYATINIZDA BİR DEVRİM YAPIN, KÜTÜPHANEYE GİDİN

Ailece şehirlerarası bir yolcuğun geceye tekabül eden anlarıydı ki, peşisıra hiç bitmeyecekmiş gibi birbirini tekrar eden yol şeritlerini izlemekten yorgun düşen gözlerimi dinlendirmek için, kısa süreli bir mola niyetiyle park ettik bir dinlenme tesis önünde. Tam araçtan iner gibi olmuştuk ki daha yüzümüze Anadolu'nun gece ayazı vurmaya fırsat bulamadan yanımıza rengarenk bir minibüs çöreklendi. Kapısını açtığında, jöle eriyiği gibi bir anda dışarı akıp etrafımızı, çizgi filmden fırlamışlar gibi cümbüş kılıklı kalabalık sarıverdiği gibi bir tufan patlayıverdi.

Kıyametin koptuğuna inandıracak, suf üfler gibi ensemizde inleyen borudan çıkan ses iç organlarımızın hepsi yerinden koptu gibi hissettirdiğinden, ruhumuzu teslim etmek üzere kelime-i şahadet getirmeye biçare yeltenişimizle birlikte, sanki arştan tepemize tokmak indi kavlinden, bir davul gümbürtüsü patlayıverdi...
...

Meğerse; uzaydan ışınlanmış gibi dibimizde bitiveren bu arkadaşlar Adana'dan gelip İstanbul istikametine giden bilmem ne takımının taraftarlarıymış. Takdir etmemek ne mümkün. Gayrete bakın; hafta içi, işi gücü, eşi dostu, babayı atayı sen bırak teaa memleketin bir ucundan diğer ucuna futbol aşkını koluna takıp yollara dökül. Fedakarlığın büyüğüne bakın ki; gece yarısından stadın önünde kuyruğa girmek adettenmiş meğer.

Bir de son birkaç yıldır devletin imkanları alet edilerek, devlet kurumlarının sponsor oldukları nur topu bir "kültürel" etkinliğimiz olmuştu ya, o zaman da çok duygulanırım bu fedakarlıkları görünce: Onda da halk geceden mağazaların önünde kuyruğa girer, perakendeciliğin semirgen imparatorlarını biraz daha ihya pardon, destek olmak için. Bu güzide, değer yüklü etkinliğin adı da "Hadi daha çok tüketelim" nam-ı diğer; "Shopping Fest".

Farkında mısınız, dini bayramlarda artık eline valizi alan tatile kaçıyor, geride kalanlar da ya eski kafalılıklarından ya fukaralıklarından, benim gibi memleketi bekler oldular. Onların da önemli bir kısmı bayram sabahını müteakip AVM'lerde soluğu alır oldular. Fedakarlığı görüyor musunuz, AVM Müdürü amcalarının ellerini öpmek, ona ve efradına harçlık verilmesi için özel tasarlanmış kapan içinde geçiririverir olduk o güzel, paylaşmanın ve büyüklerin etrafında toplaşıp sevgi akıtmanın diğer adı olan bayramlarda.
...

Kimine göre modernite böyle birşey olmalı. Bana göre ise böyle bir bozuntu çöp tenekesini boylamalı. Neyseki; konumuz bu değil, size getireceğim ve yapmanız için önünüzde sadece iki gün olan bir önerim. Öyle bir öneri ki; hayatınızda devrim gibi birşey olacağına, şu ana kadar istisnalar hariç, hiçbirinizin yaşadığını düşünmediğim bir iş yapmaya, çocuğunuzun zihnine ömür boyu unutalamaz güzellikte, sizinle ortak bir hatırayı mıh gibi çakmaya davet ediyorum.


Malumunuz kütüphaneler haftası diye bir hafta var. Yer yerinden oynuyor bu hafta maşallah, en az "shopping fest" günleri gibi. Kinayeyi bir yana bırakırsam, içler acısı bir haldeyiz kütüphanelerle diyalogda. En son ne zaman gittiniz veya hiç gittiniz mi? Ya büyüyüp çoluk çocuğa karışanlar; maçtan sinemaya, AVM'nin bin türlüsünden elektronik oyun salonlarına kadar akla hayale gelmedik "güzellikte" mekanlara götürülmeyi çocukların artık sıradan kabul edecekleri kadar sık aralıklarla yaparken bir tek gün içinde bir tek saat kütüphaneye çocuğuyla giren var mı aranızda? Ondan da vazgeçtim; kütüphanenin önünden geçen ve "bak çocuğum, burası kütüphane. Fi tarihinden kalma, eski kafalıların uğradığı anlamsız yer. Biz Google Hazretleri ile besleniyoruz." dediniz mi hiç?
...

Gelin bu hafta sonu bir devrim yapın, ihtilal olsun çocuğunuzun hatıratında örüntülediğiniz sizde. Gidin ve dokunun kitaplara çocuğunuzla. Öpün, koklayın kitapların beklemekten sarıya kaçan renkteki sayfalarını. Öksüz kalmışlıklarına son veremezsiniz belki kitapların, bundan sonra bir ziyaretgah olur mu kütüphaneler sizin için, bilmem ama bir kerecik bir saatliğine bunu yaşayın ve yaşatın çocuğunuza. Bir kerecik para, pul, oyuncak, hediye, televizyon, tatil, cici, süsten bahsetmeden, bunlara dokunmadan sadece anlamlı bir değer miras bırakın ona yadigar kalacak anınızla.

İşte o zaman, ayakta alkışlanmaya değer devrimci, ilerici bir ebeveyn olarak tarihe geçeceğinizden emin olabilirsiniz.

Çocuğu olmayanlar arkadaşıyla, kardeşiyle, akrabasıyla, annesi babasıyla gitsinler ve eklesinler ortak yaşanmışlıklarına. Hiçbir yoldaş bulamayanlar yanlarına kendilerini alıp gitsinler, emin olun yalnız kalmayacaklar. Kitapların dostluğu herkese yeter.

Cem TURAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme