18 Eylül 2014 Perşembe

GENÇTEN MEMNUN OLMAYANDIR FAİLİ: BİR ÇUVAL İNCİRİ BERBAT ETME SANATI

  Tezim hep şu oldu: Günümüz çocuklarının zeka seviyeleri diye bir problemi asla kabul edemeyiz. Birkaç nesil öncesine göre her biri Albert Einstein sayılabilecek özellikteler. "Zihinsel engelli" diye ifade edilen ve bizim öyle görmediğimiz yavrularımız bile birkaç nesil öncesinin sıradan insanları gibiler, eğitilemez olmamalarına rağmen pek çoğu denenmeden pes edilmişliğin, üşengeçliğin, cahilliğin, tembelliğe vardırılan sahte tevekkülün, şu sıralarda da devlet teşvikiyle ticarethaneleşen nice rehabilitasyon merkezlerinin kurbanı olarak kaderlerine terk ediliyorlar.


  Bugünün çocuklarındaki temel sorun, ebeveynin sorumluluklarını yerine getirmek konusundaki zaaflarını kapatmak adına, aşırı indüklenen dikkat mekanizması sonucu kurulmakta güçlük çekilen konsantrasyon ve sınavlar, geçmeye ve kazanmaya odaklı dersler, test kitapları içerisinde azan bir sol beyin yarım küresi ile ezilen, yok olmaya mahkum edilen, kullanılmamaktan ve eğitilmemekten ötürü körelen bir sağ beyin yarım küresi gerçeği...

  Ne yaparsanız yapın, ne tür bir eğitim verirseniz verin, ebeveynler, mahalli çevre ve öğretmenlerin hal dili; davranışları, dünyaya bakışları ile küçüğün üzerinde yontular, şekillendirmeler olur. Memuriyetten, ek ders ücreti hesaplamaktan, kariyer planı yapmaktan kendini alamayan lakin araştırma, öz geliştirme, kitaplar dünyasında yolcu olamayan bir öğretmenin cebren öğreteceği şeye öğreti değil, korkuya dayalı hatimcilik denir.

  Aile okulu içindeki kişisel öz gelişimi desteklemeyen, aydınlanma, erdemli insan olma, hayata merak dolu gözle bakma, sorma ve sorgulama pratikleri içerisinde büyümeyen, anne ve babanın iş ve diğer nedenlerle ortadan kayıp olduğu, otelden farksız bir aile düzeninde evin çiçekleri olan çocukları kim sulayacak, dersiniz?

  Yapması gerekenler yapmaz ise başkaları yapar ve sular o masum, saf ve her biri deha olabilecek beyinleri. Kah kirletirler, yıkarlar içini ve yasadışı bir sürü yola düşürürler kah olduğu yerde çürümeye terk edilir, mahalle kahvehanesinin müdavimi olur, vasatlaşıp bir yerlere kapak atarak emekliliğini bekleyen, modern işçi sınıfının bir ferdi olur.

  Genç çevre ile şekillenir: Gelişigüzel değil, özenle atılmalı yontu hamleleri, ham bir ağaç üzerine. Öylece ortaya çıkar, sanat eseri harikuladeler.


  Zorla değil, şevkle ve içini aşk doldurarak yapılır eğitim ve öğretim. Bilgi külçeleri altında ezmek ve ezilmek değil, onların neden ve nasılları üzerinde odaklanmak, yorumlama kabiliyetini kazanmaktır, asıl ilim.

  Öğreteceğim, eğiteceğim diye körpe fidanları öğrenmekten, hayata mercek tutmaktan soğutan ve ağzından "bu nesilde de hiç iş yok" suçlamasını sorumsuzca yapanların bir kez daha takkelerini önlerine alarak düşünmelerini, bu toplumun canları, ciğerleri, kuzuları, çocukları, çiçekleri, gelecekleri adına, acilen bekliyorum.

Cem TURAN

Hiç yorum yok:

Yorum Gönderme