22 Ağustos 2015 Cumartesi

ŞİİR: BELKİ BEN GELİRİM SANA

Taraftarkirliğini, fanatikliğini, önyargını
Bırak da gel kapıda, ne derse alkışladığını

Hem sana tavşan kanı çay ikram ederim
Yanında kurabiye eşliğinde dostluk veririm.

Taassup olmaz bizim burada, bildiğimi söylerim
Söz hakkı sana da geçer; can kulağıyla dinlerim.

Babamcı bile olmadım, değil bilmem kimci
Haz etmem ondan; ödünç akılla, ortada gezineni.

Yüreğini aç ve kendi düşünceni tak gel koluna
Ya inandırırım seni ya ceketimi alır, ben gelirim sana.

Cem TURAN

ŞİİR: EMANET AKIL

Başkalarından süslü sözler toplayıp
Kendinin niyeliğini unutan var ya

Kendi almamış gibi eline geçeni çöpe atıp
İbret -i alem için bir çöp çatmamış var ya

Emanet akılla yüreğine mühür vurup
Okuyup da bilene dil uzatan var ya

Kendi gibi şuursuz bir hayat umup
Ona hazır bekler, dumanı üstünde dünya

Korkum o ki; onu da şaka sanıp
Zebaniye dil çıkarır, cehalete müptelâ.

Cem TURAN

PETROL ŞEYHİ DEĞİLİZ AMA DAVRANIŞLARIMIZIN PEK ÇOĞU ÖYLE

Çevre, insanın gözünün içine baka baka insanı bir kalıba sokar, şekillendirir.

Hemşehrilik de bizim kültürümüzde biraz buna işaret eder: Aynı torna makinasından çıktık, demektir öz Türkçesi. Ekmeğinden, suyundan, göreneğinden; adına kültür dediğimiz ortak bir azıktan beslenen insanlar demektir.Uzun yıllar içinde, kimi yörelerin saldıkları namın gölgesinde yaşar insanları: Bolulu oldu mu mutfaktan, Kayserili oldu mu ticaretten, Urfalı oldu mu kebabın en âlâsından anlaması beklenir kişiden örneğin. 

Ya Türkiye'nin bir parçası olmak? Ortadoğu ile Akdeniz harmanı rüzgarların etkisinde yaşam sürmek zamanla ne gibi tortuları sosyal genetiğimizin ayrılmazı yaptı örneğin: Sıcakkanlılığımızdan fevriliğimize, at ve eş(!) merakından boşvericiliğimize, "şu çılgınlar" dedirtecek kadar bizi sıradışı kılan hangi bölgesel kodlar damarlarımızda akıyor örneğin? 


Matematik sevmezliğimiz, beyni yoran işlerden kaçıp tembelliğe teveccühümüz, kız kaçırıp da fikir kaçırmayışımızı da günde sadece birkaç saat çalışan "sıcak" coğrafyalara yakınlığımıza mı borçluyuz, ne dersiniz?

Eğer siz de üzümün üzüme baka baka karardığına inananlardansanız, sizce bu çevrenin islahının gelişmiş bir ülke olma hayalini destekleyecek önemli bir gerçek olduğunu inkâr edebilir misiniz?

Petrol şeyhi değiliz ama Ortadoğu dünyasının davranış genetiğimizin oluşmasında payı büyük. Zihni tembellik ve tutucu bağımlılık gibi.

Cem TURAN

ŞİİR: ACIMADIKİ

Hani çocuk inadından der ya; acımadıki
Deyiveresim geldi can-ı yürekten; acımadıki
Acımak da neymiş, üf olsa da tenler
Kor kor dağlansa da acıya müptela kalpler.

Söz verdim ya; yas tutmayacağım
İnsanımsı haine bir pas atmayacağım.
Ne ekmeğine zındığın yağ sürecek
Ne de bende hesap kalır; ödeyecek!

Hem sana da ne oluyor, behey ana
Ettiğini hatırlatsan baba şu hanımına.
Kendi eliyle kınalayıp beni gönderen
Oydu, vatana kuzu diye beni büyüten.











Koru kül tutturmak zor şimdi, bilirim
Fakat hası şimdi görünür, tevekkül edenin.
Madem geldiğimiz gibi dönüşümüz ona
Sen de haykır: Acımadıki, vatan hatırına.

Geçecek, hain akbabaların da nesli bitecek
Adı üstünde; suyunu içip düşman kesilecek.
Sanma şu şehit dağlarının tozu beyhude
Onunla yeşerir yarın ve şanıyla gider ebede.

Ey yaşı durmaz ana ve  içi nâr lakin mağrur baba
Şehadet bir seçilmişlik; nasip olmazki her kula.
Bir can bin can gonca doğurur, yeterki sabret
Elbet sonu hayır, görünse de zahiren musibet.
















O gider ben gelirim, ben düşerken biri yetişir
Ne kışla boş kalır ne kimse iblisten çekinir.
İnan ve sarıl. Haydi, sen de haykır: Acımadıki!
Ve ne zaman bıraktık ettiğini kimsenin yanınaki?

Şehitlerimize rahmetle...

Cem Turan

KUTUP-HANE

Bizde kitaba hürmet etmeyenler, onu sadece zorunluluk halinde ele alanlar, işleri bittiğinde çöpe atmaktan geri durmayanlar, şimdi PDF dosyaları var diye kütüphaneleri ve matbu kitap almayı gereksiz ilan edenlere bunu izah etmem güç. 

Kitaba verilen önemin, bilişsel gelişimin uç noktası olan zarafetin tecessüs ettiği mekanlardır, kütüphaneler ve her halleriyle aydınlığa, ilhama "gel" derler, abide davetkâr halleriyle. 

Böylesi vahaları bulunan toplumlarda olur gelişim; diğerleri sadece gelişiyor sanırken kendilerini...

Kütüphane; insanı değersiz, nötr, GND (Elk: Ground, toprak) olmaktan çıkarıp bir potansiyel fark oluşturacak şekilde yükleyen kutup-hanedir.

Kitabın işi bilgi taşımak değildir ki, okunduktan sonra çöpe gitsin; kültür oluşturmaktır, mayalamaktır aydınlığı, erdemliliği insanlar üzerine, sayfa hışırtıları ve onların arasındaki, yıllar geçse de dinmeyen mürekkep kokuları eşliğinde. Elden ele dolaşmalı, varlığı bile bulunduğu haneye huzur, farkındalık katmalı. Rengini belli etmeli hamisinin.

Hiç elektronik devrelerin arasından geçen, aydınlatılmış ekranlardan akseden sanal bir okuma, kitap okumak olarak adlandırılabilir mi? Asla, eğer murad sadece eyere alabildiğince odun yüklemek değil ise.

Cem Turan